Yazı Detayı
12 Kasım 2017 - Pazar 22:23
 
Yemek Takımımın Markası
Saadet AÇIKALIN
ciftekopru@mynet.com
 
 

  Dün uzun süredir görüşemediğim arkadaşlarımla bir ev toplantısında buluştuk.Benim için güzel bir gündü.Uzun uzun sohbet ettik.İnsan böyle sohbetlerde kendine ve hayatına başka pencerelerden bakabiliyor.Mesela ben yemek takımımın markasını bu sohbet vesilesiyle öğrendim.Eve gelince bakma ihtiyacı duydum çünkü.


  Birkaç ay önce izlediğim bir programda insanlarda iki çeşit beyin olduğuna dair konuşmalar dinledim:Eril ve dişil beyin.Eril beyin erkek tarzı düşünce yapısına sahipti,dişil beyin de dişi tarzı düşüncelere.(Bu konu cinsiyet mevzusunun tamamen dışında.)Bu durumda eril beyin yapısına sahip bayanlarda dışarıdaki işlere ve çalışma hayatına yatkınlık,yönetme ve organize etme eğilimi olabiliyor.Dişil beyin yapısına sahip erkeklerde de sanat ve tasarım dünyasına,ev içi dekorasyon işlerine eğilim görülebiliyor.


  Kendimi tahlil ettiğimde biraz eril beyinli olduğumu htim çünkü evdeki yemek takımımın markasını hiçbir zaman bilememiştim,dün gelip bakana dek.Bu bir anda karar verilmiş bir yargı da değil tabii,uzun süredir bu konularda düşünmekteydim zaten.

 

  Çocukluğumda hatırlarım  kız arkadaşlarım Barbie ve Sindy bebeklerle evcilik oynarken ben uzay ansiklopedisi okur,astronot olma hayalleri kurardım.Gezegenler arasında dolaşırdım adeta.Onlar kabarık eteklerin,pembe ayakkabıların,çeşit çeşit tokaların,biraz daha büyüdüğümüzde makyaj malzemelerinin konuşmalarını yaparken, ben daha hızlı koşabilmenin,yakartop oynarken toplardan daha hızlı kaçabilmenin derdindeydim hep.Bu kısım sadece eril beyin durumuyla alakalı olmayabilir çünkü ben biraz hasta bir çocukluk geçirdim.Bebeklikte yaşadığım ağır zatürelerden ve anne sütü alamamaktan dolayı  halsiz enerjisiz ve nefesi yetmeyen bir çocuktum.Aslında Sindy ve Barbie bebeklerden almak istediğim de olurdu ama o zamanlar çok nadir aileler bu oyuncakları alabilirlerdi çocuklarına.Hep çok pahalıydı öyle şeyler bizim için.O yüzden mecburen de vazgeçtim oyuncak bebeklerden.Neticede tüm bunlar beni daha çok ders çalışmaya okumaya ve ideallere yönlendirdi.


  Nihayet üniversite yılları,bağlama ve resim kursu,başörtüsü yasağına tepki eylemleri,polisle çatışma vs sonrasında da çalışma hayatı derken bir bakmışım ki Özgür Kız’ın başörtülü versiyonu olmuşuz.Şimdi ise 40 yaşında,dinginlik sakinlik biraz da hayatın muhasebesi dönemindeyim.Tabii ki de annelik de buna dahil.Muhasebe kelimesi belki erkenmiş gibi gelebilir ama hangimiz akşam olup el ayak çekilince en azından günün muhasebesini yapmıyoruz ki?


  Velhasıl-ı kelam insan alemden aleme halden hale akan bir varlık.Kendimizi ve hayatı ancak yaşadıkça tanıyabiliyoruz.

 
Etiketler: Yemek, Takımımın, Markası,
Yorumlar
Haber Yazılımı