Yazı Detayı
21 Aralık 2017 - Perşembe 22:14
 
Tudor’un yanlışları
Yakup Tüzün
yakup.tuzunn@hotmail.com
 
 

Bir teknik direktörün taktik ve antrenman metodlarından daha önemli niteliği insan yönetimidir. İgor Tudor bu konuda oldukça zayıf olmakla birlikte işi kendi oyuncularıyla restleşmeye vardıracak kadar ileri götürüp bir bakıma kendi sonunu hazırladı.

 

Geçen sezonun ortasında Galatasaray’a geldikten sonra ilk işi Galatasaray’ın o dönemki en önemli iki yıldızı Sneijder ve Bruma’yı  kadro dışı bırakmak olmuştu. Takımın iki yıldızı ile henüz başlangıç aşamasında kurulan bu sağlıksız ilişki Tudor’un beklediği etkiyi yaratmayacaktı elbette.  Takımın başına geçtiğinde lider Beşiktaş’la puan farkı sadece 5’di, oysa sezon sonunda 13’e çıkıyordu. 

Galatasaray’ın şampiyonluk yolunda en çok ihtiyaç duyduğu iki oyuncuyu kazanmak yerine, statüsünü kullanıp işi bir güç gösterisine çevirmesiyle Tudor’un hırslarının ve egosunun zekâsının önüne geçebildiğini görmüş oluyorduk.  Daha sonraları Yunan basınından bir gazeteci bunun ilk olmadığını, Tudor’un Paok kariyerinde de takımın yıldızı Berbatov’a kafayı taktığını söylüyordu.

Bu sezon başı ise “Östersunds“ faciasına rağmen Tudor’a güvenildi ve istediği kadroyu oluşturmasına izin verildi. Ancak yine benzer sorunlarla kendi aldırdığı Feghouli, Belhanda ve Maicon gibi oyuncularla bir türlü doğru ilişkiyi kuramadı. Ligin en çok para harcanan kadrosunun büyük maçların hiçbirini kazanamaması  bir yana sahada  hiçbir varlık gösterememesi kabul edilebilir bir şey değildi ve Tudor macerası sona ermiş oldu.


 

Futbolculuk kariyerinin büyük bir bölümünü İtalya’da geçiren Tudor, Capello gibi disiplinli hocalarla çalışmış ve muhtemelen kendi hocalık anlayışında da bu katı disiplin anlayışını düstur edinmişti. Ancak  Tudor’un antrenörlük yaptığı bu nesil, kendi neslinden kişilik özellikleri bakımından oldukça farklı.  “Y“ neslini,  “z” neslinden farklı olarak disiplin,ceza, baskı gibi unsurlarla tavlayabilmek mümkün değil. Bu nesil daha çok iletişimle,  sırt sıvazlamayla, arkadaş olabilmekle ve kendini iyi hissedebileceği komplimanlarla tavlanabilecek bir nesil. Bir antrenör için yaşı oldukça genç olan Tudor bu farkı ayırt etme noktasında, kendi gururuna üstün gelemeyince sonuç kaçınılmaz oldu.

 

Bu farkı ayırt edebilen Alman teknik direktör Jürgen Klopp bir anısını şöyle anlatıyor: “Dortmund’un başındayken, bir Bayern maçı öncesi futbolculara Rocky Balboa’dan bahsedip onları motive etme niyetindeydim. Rocky’den bahsetmeye başlayınca oyuncularım bana boş boş bakmaya başladı.  ‘Rocky Balboa’yı bilmiyor musunuz?‘ dedim, yalnızca 2 oyuncum biliyordu. O günden beri Rocky Balboa’yı motivasyon aracı olarak kullanmıyorum. Futbolcular bunun için fazla genç.‘’

 

Tudor’dan bağımsız bakacak olursak, Galatasaray’ın saha içinde bir lidere ihtiyacı var. Bu görevi üstlenmesi beklenen Belhanda henüz o etkiyi oluşturabilmiş değil. Takımın 10 numarası ve teknik anlamda 1 numaralı adamı Belhanda kendi kullanması gereken frikiklerde bile sorumluluk almaktan kaçıp, topu Stoper Maicon’a bırakıyor.

 

1990 doğumlu henüz 27 yaşında bir futbolcu, Fransız basınına eski fizik gücünde olmadığını ve oyun yapısını değiştirdiğini söylüyor. 33 yaşındaki NBA yıldızı Lebron James’e hala nasıl bu kadar üst seviye oynayabildiği sorulduğunda ise: “kendimi çok iyi ve hiç olmadığım kadar genç hissediyorum“ diyor. Bir sporcuyu üst seviyeye taşıyan şey yeteneklerinden öte mental gücüdür ve Belhanda bu noktada çok zayıf bir sporcu.

Şampiyonluk Galatasaray için hala ciddi bir ihtimal. Ancak lig bu kadar kızışmışken ve sezon ortasındayken ligi bilmeyen yabancı bir hoca ile anlaşılırsa şampiyonluk hayal olur. Bu noktada Fatih Terim kritik isim. Tabi Galatasaray tarihinin yüz karası yönetimi Florya içindeki hakimiyetlerini kaybetmek istemediklerinden Terim’le anlaşmaya yanaşmayacaklardır. 

 
Etiketler: Tudor’un, yanlışları,
Yorumlar
Haber Yazılımı