Yazı Detayı
31 Aralık 2017 - Pazar 19:43
 
Bir Sporcu Nasıl Olmalıdır?
Yakup Tüzün
yakup.tuzunn@hotmail.com
 
 

"Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum. Bilseydim bu mutluluğu koruyabilir, her şey de bambaşka gelişebilir miydi? Evet, bunun hayatımın en mutlu anı olduğunu anlayabilseydim, asla kaçırmazdım o mutluluğu." diye başlar Orhan Pamuk’un "Masumiyet Müzesi"  adlı kitabı. İnsan, özellikle gençken sahip olduğu değerlerin gerçek manasını onları yitirmeye başladığında anlar.

 

Bugün 20’li yaşlarının başında, bir Anadolu kulübünden bir İstanbul kulübüne büyük umutlarla transfer olup; kendisini orada sadece yeteneklerinin tutacağını zanneden genç adamlar da muhtemelen farkında değillerdir hayatlarının en mutlu anlarının içerisinde bulunduklarının. Onlar mesleklerinden çok şöhrete ve İstanbul gecelerinin temaşasına kaptırırlar kendilerini. Oysa düşüş de yükseliş gibi çok hızlı olur ve geriye sadece pişmanlık kalır.

 

Mahalle aralarında, okul teneffüslerinde, toprak sahalarda, halı sahalarda ve hatta evinin içinde dahi top peşinde koşturan milyonlarca çocuğun hayalini kurduğu şeye erişmişlerdir. Muhtemelen küçük bir çocukken kendilerinin de hayalini kurduğu şeydir bu. Ancak bugün Avrupa futbol altyapılarında çocuklara kazanmaktan önce öğretilen "bir sporcu nasıl olmalıdır?" tedrisatından geçmemiş bu genç ve eğitim seviyesi düşük adamlar şöhret ile başa çıkamayıp kendi hayallerine ihanet ederler.

 

Hayatta kaçırılan fırsatlar, atılamayan adımlar, aradığını bulamamalar her zaman yaralayıcı olmuştur. Hayatın kendisi de futbol gibi ciddi mücadeleler ve meydan okumalar ile geçer. Ancak hayatta da futbolda da aradığını bulamamaktan daha yaralayıcı olan, bulduktan sonra elinden kaçıp gitmesine izin vermek,  gerekli mukavemeti gösterememektir. Arayışta her zaman insanı diri tutan bir umut vardır.  Ancak bir şeyi elde ettikten sonra kaybeden ve ona bir daha ulaşamayacağı gerçeğiyle yüzleşen insanı bekleyen şey safi umutsuzluktur.

 

Her sokakta yaşayan şarapçı hikâyesinin başlangıcında bir zamanlar büyük bir servet, güzel bir eş ve sevimli çocuklar vardır. Kendi hataları yüzünden elindekileri kaybeden adam bir daha iflah olmaz.  Tıpkı zirveyi görüp, bir İstanbul takımına transfer olan genç futbolcunun,  kulübünden gönderildikten sonra bir daha asla eskisi gibi olamaması, ikinci hatta üçüncü lige kadar düşmesi gibi.

 

Peki, çare ülkeyi yöneten devlet erkânının her türlü alanda uyguladığı biricik yöntemi "hamaset"i sporun içine de sokarak suçu yabancı futbolcu serbestliğine atmakta mı? Elbette hayır. Yabancı serbestliği ile topun en fazla oyunda kaldığı, en çok golün atıldığı seyir zevki yüksek bir futbol yılı geçiriyoruz.

 

Çare, her sene devletin karşısına vergi borçlarını sildirmek için çıkan kulüp başkanlarını reddetmekte. Çare, futbol kulüplerini altyapı çalışmalarına yönelmeye zorlamakta.  Çare, o altyapılarda çocuklara  "sporcu" olmanın, "insan" olmanın eğitimini verecek anlayışların yerleştirilmesinde. 
 

 

 

 
Etiketler: Bir, Sporcu, Nasıl, Olmalıdır?,
Yorumlar
Haber Yazılımı